BİR NEFES SIHHAT İÇİN

Aktif .

Birkaç hafta önceydi. Neler neler kaçırdı Sarı - Kırmızılı forvet. Bursaspor kalecisi Harun Tekin kalesinde devleşmese, forvetler biraz becerikli olsa, bunlar değilse bile hakem iki tartışmalı penaltı pozisyonundan birine düdük çalsa galibiyet gelecekti.
Buna bir de Alanyaspor maçını ekleyin. 3-1 öndesin, son üç dakikada art arda yenen iki gol yüzünden iki puan kaybediyorsun. Şimdi o dört puan gelmiş olsa lig lideriydin. Olsun, bu bile az fiyakalı değil. 
 
Sarı - Kırmızılılar yeni teknik direktörleriyle hakikaten ilginç işler yapıyor. En az mağlubiyet alan üç takımdan biri onlar. Çok zor gol yiyorlar, çok sağlam duruyorlar. Lig sonuncusu Karabük’e yenilmeyip kazansalardı, liderle onları ancak averaj ayıracaktı. Ligin ilk 8 takımından sadece birine kaybettiler. O da ligin ilk haftasında. İçeride oynayacakları son maçı da kazanırlarsa devre arasına ligin tepesinde girecekler. Kim bunun beklenir bir iş olduğunu söyler?
 
Bu yazının ilk paragrafındaki “sarıkırmızılı” takım Göztepe, ikincisi Kayserispor. Ligin tepesinde olmalarını pek de ummadığımız iki ekip. Sezonun belki de en flaş çıkışına sahip takımlar. Biri geçen sezon TFF 1. Lig’deydi, diğeri üç sezon önce. Bu sezon ise Süper Lig’i sallıyorlar. Ama biz ne biliyoruz onlar hakkında? Hangi röportajları dinledik/okuduk? Misal Kayseri’de yeniden doğan Umut Bulut’a İstanbullularla oynadıkları maçlar dışında bir şey soran var mı? Anadolu ekibinin yeni yıldızı Hollanda doğumlu 24 yaşındaki Deniz Türüç merak uyandırmıyor mu? Çocukcağız geçen sezon hem gol, hem asistte çift haneli sayılara ulaşmıştı. Bu sezon da gidişi harika.
 
Ama transfer dedikodusu dışında ilgilenen yok. 36 yaşında Gözgöz’e önderlik yapan Selçuk Şahin de, bir Galatasaray efsanesi olan Sabri Sarıoğlu da kesmiyor bizi. Bir dönem yeni Zidane diye lanse edilen, Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final gören, yılların Premier League’lisi Gouffran’a da sorumuz yok. Toplarını oynasınlar işte. Uzatmasınlar. Biz onlarla il-gi-len-mi-yoruz! Tudor gitti mi siz ondan haber verin! Hadi Kayserispor’u basının merkezi olan İstanbul’a uzak buluyoruz diyelim. Zaten teknik direktörleri de yabancı. “Bu adam nasıl geldi bu takımın başına”, “Nasıl güvendiler” falan gibi soruları hadi es geçiyorum. Kaldı ki biz yabancı teknik adamları pek sevmeyiz. Bugün değilse yarın gider.
 
Dünyada benzeri yok 
 
Peki, Göztepe de mi ilginizi çekmiyor? Teknik direktörleri Şenol Güneş’in rahle-i tedrisinden geçmiş Tamer Tuna. Taraftarı canavar gibi. Başkanları renkli. İzmir gibi nefis bir şehrin takımı. Bu da mı enteresan değil? Ünlü oyuncu Rıza Kocaoğlu’nun babasından devraldığı Gözgöz taraftarlığını düşünüp ona sormak da mı aklımıza gelmiyor? Magazinden de mi ‘yürüyemiyorsunuz’? 
 
Geçtim Göztepe’yi, Kayserispor’u; sanki lig lideri Başakşehir’i doğru düzgün konuşuyoruz/yazıyoruz da sıra onlara gelsin. İlk yarıyı büyük ihtimal lider bitirecek gibi duran İstanbul ekibinin ligin ilk 8’ine yenilmediğini ve ikinci yarıda hem Fenerbahçe hem de Beşiktaş’la içeride oynayacağını hesap ediyor musunuz? Bu takımın bu sefer gerçekten şampiyonlukta gözü olduğunu?.. Başarırlarsa hiç manşet olmadan şampiyonluk yaşayacaklarını?.. Farkında değil misiniz? (Şampiyon olduğu gün bile Fenerbahçe’nin gölgesinde kalan Bursaspor’un kulakları çınlasın.) 
 
Kusura bakmayın ama bu durumun hiçbir mazereti yok. Dünyanın neredeyse hiçbir yerinde basın bu kadar tek yanlı davranmıyor. Onların da büyükleri var. Onların da efendileri var. Ama bir de bu mesleğin namusu, izanı var. Yanlış anlaşılmasın; “İstanbul’un üç efendisini gündemin en tepesinden indirelim” diyecek halimiz yok. Onlar tabii ki en önde olacak. Ama diğerlerine de bir pencere açın ki nefes alalım. Yoksa her gün FenerBeştaşGassaray’la vallahi bu iş yürümüyor.
 
Bağış Erten - Cumhuriyet

FacebookMySpaceTwitterDiggDeliciousStumbleuponGoogle BookmarksRedditNewsvineTechnoratiLinkedinMixxRSS FeedPinterest