BİZİM ŞEHRİMİZ

Aktif .

Öncelikle herkesin takdiridir ki bu sezon alışılmışın dışında bir sezon. Düşer denilen takımların Avrupa sıralamasında dolandığı, milyon euro dökenlerin taç, korner peşinde koştuğu, sene başında kupa kaldıranların ligin sonlarına demir attığı, herkesin herkesi heryerde yenebileceği bir sezon bu sezon.
 
Bunun doğal sonucu olarak da lig sıralaması sıkışmış, takımlar arasındaki farklar azalmış durumda. Son 3 sezondur, lig 2. si ile düşme sınırı arasındaki fark bu haftada 15-16 puan seyrederken, bu sene fark 11 puan. Böyle bir ligde alacağınız her puan fark yaratmak ile birlikte, 2 galibiyet ile kendinizi Avrupa sıralamasında, 2 mağlubiyet ile de düşme hattına yakın bulmak çok kolay.
 
Böyle bir ortamda çıktık dün Rizespor mücadalesine. Çıktığımız zorlu fikstür sonrası bir miktar özgüvenimizin arttığı kesindi. Ancak sıradaki 3 maçta 9 puan beklentisi ile çıkılan Akhisar maçındaki ne olduğu anlaşılmayan futbol kafalarda büyük soru işaretleri yaratmıştı. Dün alınacak skor kadar oynanacak oyun da sezona referans olabilecek nitelikteydi.
 
Bu bağlamda son söyleyeceğimi ilk söylemek istiyorum. Evet skor çok çok önemliydi ancak dün sahada oynanan futbol çoğumuzu tatmin etmedi diye düşünüyorum. Malatya maçında 9 kişi kalmaya, Galatasaray maçında forvetsizliğe, Alanya maçında sonlandıramamaya, Kasımpaşa maçında ise 2 erken sakatlığa feda ettiğimiz puanlara rağmen oynanan oyun bizleri mutlu eder ve özgüvenimizi ayakta tutarken, Akhisar ve Rize maçlarındaki futbol açıkçası bende hayalkırıklığı yarattı.
 
Öncelikle takım fiziksel olarak sezon başının bir tık gerisinde gibi. Çok aceleci davranmamız ve ayağımızdaki topu çabuk kaybetmemiz ile birlikte takımın oyunu geride kabullenmesinin en büyük sebebi olarak bunu görüyorum. Dün iç sahada taraftarın da desteği ile rakipten yediğimiz baskı, onlara bıraktığımız topa kıyas ile daha azdı. Ancak iş deplasman olduğunda rakibe bu kadar top bırakmak ya da belli bir dakikadan sonra çıkmakta zorlanmak bizi fazlası ile sıkıntıya sokuyor ve sokacak.
 
Kadrodaki 4 kanat oyuncumuzdan 3 tanesi formsuz. 1 tanesi ise formsuz ama kalitesi ile skora etki ediyor. Sene başında Yasin transferine sevinmemizin en büyük sebeplerinden biri, kötü dahi oynasa takıma seviye atlatabilecek bir isim olmasıydı. Zaten kendisi attığımız 14 golün 8 tanesine etki etmiş vaziyette. Dün çok ciddi sayıda top da ezmiş olsa, kendisinin 75 dakika yapamadığı topla içeri girmeyi Alpaslan 5 dakikada yapmış da olsa, attığı kafa golündeki vuruş güzelliği ile farkını ortaya koyan bir isim Yasin.
 
Orta sahamız ise işi tam tabiri ile idare ediyor. Kötü desek değiller ancak fark yaratacak ya da ilk 7-8 hafta gördüğümüz aksiyonların da biraz uzağındalar. Traore’nin sakatlığı ve kupa maçında izlediğimiz Grillo’nun görüntüsü sonrası mevkiisinin tek alternatifi olduğunu düşündüğüm Berkan haddini bilerek oynadığı sürece beklentimizin üzerine çıkacak gibi görünüyor. Berkan ofans anlamında çok düzgün bir ayağa sahipken, defansif anlamda ne yazık ki açıklar veriyor. Dengeyi iyi kurabildiği, kendini çok fazla ileri atmadığı, doğru zamanlarda bindirdiği sürece sol bekte işlerin beklediğimiz kadar kötü gitmeyeceğini düşünüyorum.
 
Dünkü Gassama için ise ayrı bir parantez değil paragraf açmak lazım. Özellikle maç 1-0 ken girdiği 2 kademe, Beto’nun kurtarışı ile birlikte dünün kaderini çizen hamlelerdendi. 90 dakika boyunca bitmek bilmeyen enerjisi ile gidip geldi, defansif anlamda çok sağlam durdu ve gerekli yerlerde doğru çıkışlar ile nokta paslar attı. Dün bana göre tartışmasız maçın adamı idi.
 
Bayram Hoca için ise, Alpaslan değişikliği ve ona ön alanda verilen pres görevi ne kadar artı ise, değişikliğin bana göre biraz geç kalmış olması da eksiydi. Zaten maç sonu röportajından gördüğümüz kadarı ile Hoca da oynanan oyundan fazla memnun değil. Alınan 18 puan ve ilk 9 haftadaki pozitif oyun kendisi ve ekibi adına çok büyük kredi, buna ek olarak kaliteli bir kadromuz da var, Hoca da bunu her konuşmasında belirtmekte. Önümüzdeki 5 günde gerekli önlemleri alacaktır diye düşünüyorum.
 
Gouffran konusuna da kısaca değinmek istiyorum. Performansı berbat, önce bunu belirtelim. Ancak armaya bir saygısızlık yapmadığı sürece giren oyuncuyu ıslıklamak bize bir şey kazandırmayacak. Gouffran biz ıslıklıyoruz diye, “madem istenmiyorum para önemli değil, gideyim” demeyecek. Belki tam tersi bizden gidişini daha da zora koşacak, göndermek zaten zorken arapsaçına dönecek. Kısaca oyuncu ıslıklamak, anlık olarak sinirimizi boşaltmaktan, egomuzu tatmin etmekten başka ne saha içi ne saha dışı hiçbir şeye yaramayacak ne yazık ki.
 
Diğer taraftan sene başından beri VAR sistemi ile aramız iyi değil. Yönetimimizin efendi olma düsturunu başkaları gibi sadece sözde değil, eylemde de uygulmak istediğinin farkındayım ancak bu ülke futbolu ve camiası ne yazık ki bu tarz hareketlere uygun değil. Siz sustukça hakkınız yeniyor, bırakın mağduriyetinizin giderilmesini, daha da keskin bıçaklarla doğranıyorsunuz.
 
Akhisar’da yediğimiz, bana göre net ofsayt olduğunu düşündüğüm golden sonra, dün de Yasin’e yapılan net penaltının tekrar izlenmeyişi bile bir şeylere itiraz etmek için yeterli bir sebep bence. Yüzmilyonluk büyüklerin! taca, kornere resmi sitelerinden itiraz ettiği bir ortamda kazandığımız gün bile adaletin peşinde koşmak bugün olmasa da elbet bir gün işimize yarayacaktır. VAR’dan bağımsız olarak 4. hakemin gözü önünde yapılan müdahalelerin cezasız kalması, tüm takdir haklarının rakip lehine kullanıması ve en az 3-4 taç kararının net yanlışlığı, dün kazandığımız için atlanmaması gereken konuların başında geliyor.
 
Son olarak, iç sahada arka arkaya 5. galibiyeti alarak seri yapmak, bu seride 4 maçı gol yemeden geçerek toplamda sadece 2 gol yemiş olmak çok çok güzel. Ancak takım dış sahada maç kazanamadığı her gün “iç saha takımı” etiketi üzerimize daha da yapışmakta. Oynadığımız son 14 deplasman maçından çıkarttığımız galibiyet sayısı yalnızca 1. Bu dataya bakan rakip takımların, iç sahada bize karşı farklı konsantre olması kaçınılmaz. Deplasmandaki kötü gidişi değiştirmek için şu ana kadar eline geçen fırsatları kaçıran Göztepe’miz, umarım bu hafta Trabzon maçının ilk yarısındaki gibi güzel hayaller kurduran, özgüven aşılayan ve mest eden bir oyun sergiler. Sezonun kalanı için bana göre çok büyük anlam ifade edecek, kazanırsak hedef güncelleyeceğimiz ve Başakşehir maçına bambaşka bir motivasyonla çıkacağımız, kaybedersek “bunlar hedefsiz orta sıra takımı olur” imajını sağlamlaştıracağımız bu mücadelede takımımıza başarılar. Kilometrelerce ötede, hava şartları ile değil arma aşkıyla orada olacak arkadaşlara da kazasız belasız yolculuklar...
 
Erhan Özdestan - GözGöz Tv

FacebookMySpaceTwitterDiggDeliciousStumbleuponGoogle BookmarksRedditNewsvineTechnoratiLinkedinMixxRSS FeedPinterest