HAYDİ BASIN BUNU DA YAZIN

Aktif .

Editörümüz Erhan ÖZDESTAN'ın "Haydi Basın Bunu da Yazın" başlıklı Göztepe - Fenerbahçe maçı yazısı

Atletico Madrid maçını gören babaların amatör gören çocukları, uzun süredir ayrı kaldığı, adı süper bu lige Cumartesi akşamı sessiz bir dönüş yaptı. Teknik taktik analizi bir yana koyarsak sanırım hepimizin beklentilerini aşan bir Göztepe vardı sahada. 90 dakikanın bitiş düdüğü çaldığında, son anlarda kaçan pozisyonların da etkisi ile bazılarımız mutlu, bazılarımız umutlu, bazılarımız ise hem mutlu hem umutluyduk. Sonuç olarak sportif anlamda hepimiz tatmin olduk diyebiliriz. Lige puan alarak başlamak önemliydi, biz de bunu başardık.

Söze biraz da şöyle devam etmek lazım. Göztepe’miz alt liglerde ışığı bulma mücadelesi verirken, bizler, yıllardır uzak kaldığımız bu sahneyi, futbolun sözüm ona Süper! Ligindeki haksızlıkları, geçmiş dönemlerdeki tecrübelerimizin de katkıları ile biliyor ve işitiyorduk, görmezden gelmelerin farkındaydık, 3 İstanbul takımının güçlendirilmesi üzerine kurulu, zengini daha da zengin eden düzen bizim de radarımızdaydı ama etkilerini direk hissetmiyorduk.

İşte Cumartesi akşamı sadece süper lige değil, aynı zamanda bu iğrenç düzene de kocaman bir “merhaba” dedik. Biz merhaba dedik, ancak bizim selamımızı almayan, bizleri (sadece bizleri değil, popüler kültürün çıktısı ve hit sayacı haline gelmiş “o” takımlar dışındaki her takımı) görmezden gelen medya önümüzdeki süreçte nasıl bir katakulli içinde olduğumuzu bizlere net bir şekilde gösterdi.

Maç öncesi stüdyo programı, bir maç önü programından çok Fenerbahçe değerlendirme programı havasındaydı. Hani inanın maç olduğunu bilmeyen biri, eminim bu programa sezon önü değerlendirmesinden başka bir anlam veremez. Aynı şekilde maç içindeki yayının taraflılığı da gözlerimizden kaçmadı. Daha sonra ofsayt olduğu konusunda hemfikir oldukları pasın tekrarını doğru açıdan bir kez yayınlayan medya, barajda Peybernes’e çarpan topu 4 farklı açıdan bizlere izletti. Amaç hata yakalamak ya da doğruyu bulmak değil, net olarak kamuoyu oluşturmak ve tabii ki algı yaratmak.

Maç bitiyor.1 puanı biz almıyoruz, Fenerbahçe kaybediyor. Ertesi gün basında çıkan manşetler ve köşe yazıları ise tek kelime ile diğer takım taraftarlarına siz kimsiniz der nitelikte. Hatta bazıları yazılarında Göztepe’mizden çok “yeşil forma” hakkında görüş bildirmiş, yorum yapmış.

Sayın spor medyası,

Volkan yemiyor, Castro vuruyor,

Dirar topu kaybetmiyor, Leo kesiyor,

Valbuena pas hatası yapmıyor, Rotman araya giriyor,

Fenerbahçe gol yemiyor, Göztepe atıyor,

Fenerbahçe puan kaybetmiyor, Göztepe alıyor…

Ve siz utanmadan pazar sabahı hala, rakipten, mazisinden, tarih kitaplarında yer edecek geri dönüşünden, duruşundan ve saha için performansından çok yeşil formadan bahsedebiliyorsanız, o rakiplerin değil, sizlerin çapsızlığıdır.

Buradan, medyanın Atatürk Stadı çağrılarına prim vermeyen, para için evini rakibe açmayan, bizlerin duruşunu tribüne de yansıtan, Göztepe’nin mevcut düzenin çarklıları haline gelip asimile olmuş, pasifize edilmiş diğer takımlara benzemediğini, 300+1. koltuğu vermeyerek gösteren Başkanımıza da teşekkür etmek gerek. Bu bile başlı başına bizleri mutlu eden bir hadiseydi.

Ve son olarak diyoruz ya, ortada bir çark var, çıkar çarkı, rant çarkı, popülizm çarkı, zengini daha da zengin etme çarkı, şehrin çocuklarını çalma, gözlerini kör etme, kulaklarını tıkama çarkı…

Erhan ÖZDESTAN - GözGöz Tv 

 

İşte biz o çarkı durdurmaya gelmedik, o çarka çomak sokmaya, düzeninizi kırmaya, oyununuzu bozmaya ve hak ettiğimizi vura vura almaya geldik.

 

Geldik ki çocuklar kendi semtlerinin, şehirlerinin takımları ile büyüsünler, belki ömür boyu semtini dahi görmeyecekleri takımları tutmasınlar, ekmek yedikleri yere ihanet etmesinler ve Mazlum kardeşimin de dediği gibi kirli yıldıza şehirlerini satmasınlar.

 

İşte biz bunun için geldik, iyi ki geldik, hoş geldik…

 

 

FacebookMySpaceTwitterDiggDeliciousStumbleuponGoogle BookmarksRedditNewsvineTechnoratiLinkedinMixxRSS FeedPinterest