TEPKİ

Aktif .

Editörümüz Erhan Özdestan'ın "Tepki" başlıklı köşe yazısı

Bu yazıyı 90 dakikanın yorumundan çok, dün sahada olanlara reaksiyon vermeyen kişilere yazılmış bir tepki yazısı olarak okuyabilirsiniz.

Öncelikle dünkü saha içi mücadele ile ilgili çok fazla yazacak bir şey bulamadım kendi adıma. Kötü başladık, Kasımpaşa’ya istediği oyun imkanını sağladık, taraftarın oyuna dahil olması ile birlikte oyun üstünlüğünü ele aldık, Kosanoviç atılana kadar rakip kaleyi defalarca zorladık ancak sonrasında takımın da yorulması ile düşen direncimiz, son dakikada gelen gol ile tamamen kırıldı ve Avrupa adına bize ciddi bir avantaj sağlayacak 3 puanı Doğanlar’da bıraktık.

Maç ile ilgili söylemek istediğim tek şey, bizim Kasımpaşa’ya kurduğumuz baskıyı herhangi bir takım bize kursa herhalde 4-5 lik olurduk. İsterseniz şanssızlık, isterseniz beceriksizlik, isterseniz kader kısmet deyin, dün kaçan pozisyonlar 3 puan bize nasip değilmiş.

Kaçan pozisyonlar bize kader kısmet dedirtebilir ama bir de kaçmayan pozisyonlar, o pozisyonda verilen kararlar ve bu kararların önü arkası ile birlikte irdelenmesi gereken bir süreci var.

Özellikle son dönemde kulübümüz, hakem kararları ile ilgili konuşmama gibi bir prensibe sahip.

Ancak bu prensip, özde değil sözde efendi bir güruhun elinde bulundurduğu Türk futbolu için fazlası ile lüks kaçmakta ve ne yazık ki henüz uygulanabilir değil. Siz maçlardan sonra konuşmadığınız, buz gibi golünüz yendiği zaman hakkınızı aramadığınız sürece, bir sonraki maç daha çok eyyama maruz kalacak, daha da çok doğranacaksınız.

Tamer Hoca maçlardan sonra istatistikler üzerinden konuşmayı seven bir yapıya sahip. Ancak bu alışkanlığını dün yaşadığımız açık seçik eyyam ve türevlerinde bir kenarı bırakmalı düşüncesindeyim.

Hocam, sen istediğin kadar koş, topa sahip ol, şut çek, nizami golün verilmiyorsa bunların hiçbir anlamı yok. Lütfen artık koşu mesafesinden, takım boyundan bahsetmeyin, çıkın ekmeğimizi çalan şu hakem müsveddesi hakkında 2 kelam edin, hiçbir şey için geç değil.

Artık atılan tokada diğer yanağı uzatma zamanı değil, tokatla karşılık verme zamanı. Koşu mesafesinden, pas oranından değil, golümüzü göz göre göre yiyen eyyamcı hakkında konuşma zamanı. Lütfen geç diye düşünmeyin, bu düzende zararın neresinden dönersek, ne zaman diş gösterebilirsek, bu camia senin bildiğin, siyasi destekli belediye camialarına benzemez, arkasında milyonlar barındıran 92 yıllık bir camia diyebilirsek bizim adımıza kâr, hak, adalet olacaktır.

Bir diğer konu da hocanın oyuncuları yuhalayan taraftara göstermiş olduğu tepki.

Öncelikle şunu belirteyim, ne kadar kötü oynarsa oynasın, böyle bir sezonda oyuncuların ıslıklanıyor oluşuna ben de karşıyım. Hataları vardır, bekleneni verememiştir ama oyuncu ıslıklamak takımın o anki modunu aşağı çekmekten başka bir işe yaramaz.

Ancak hocam, sen madem taraftarı eleştirip, oyuncunun hakkını savunmaya çalışıyorsun, keşke bu hassasiyetini ve bu açık sözlülüğünü, yine senin çocuklarının, yuhalanmasına üzüldüğün oyuncularının saha içerisinde hakkını çalan hakem için de gösterebiliyor olsan. Dün maçın yönetimi ile ilgili bir kelam dahi etmeden, maç sonu röportajında, seni bütün sene arkadan iten, her deplasmanda olan taraftarını sıkıştırman bende hayal kırıklığı yarattı.

Bütün bunlara ek olarak, şahsi görüşüm, hocanın ve yönetimin pasif kalması ne yazık ki takıma da yansıyor. Dün Leo, Sabri ve biraz da Halil dışında pozisyonlara itiraz eden, sahada reaksiyon gösteren bir tane oyuncu hatırlamıyorum. Kendimiz pasif kalmıyor, sahadaki oyuncuları da tepki vermeyen bireyler haline getiriyoruz. Yarın belki Sabri ve Leo da arkadaşlarının tepkisizliğine bakacak ve bir süre sonra onlar da kabullenen bir anlayış içine bürünecek. Örnek olarak Başakşehir’li oyuncuların, arkalarında taraftarları dahi yokken taca bile itiraz ettikleri bir ortamda, bu kadar ateşli ve maçı yaşayan bir taraftar desteği ile sahada agresif bir ekip yaratamamak kendi adıma hocanın hanesine eksi yazılması gereken konulardan biri.

Özet olarak bu sene 40 puanı aldık, bunda klasik tabir ile masörden, dün yanımda ses tellerini bırakırcasına bağıran 4 yaşındaki küçük kardeşimiz Veysel Kaan’a kadar herkesin payı var. Evet keyifli bir maç izledik, kazansak avantaj sağlayacak olsak da kazanamadık, sonuç olarak dün çok büyük bir şey kaybetmedik. Ancak, kulübümüzün atamalar, cezalar ve hakem hataları konusunda herhangi bir tepki vermemeye devam eder, hakkımızı aramaz ve masaya yumruğunu vurmaz ise, önümüzdeki sene çok şey kaybedeceğimiz, Türk futbolunun bu düzeni içerisinde aşikar, buna sahada kazandıklarımızı masa üzerinde bırakmak da dahil.

Lütfen, bugün, yarın veya 3 gün sonra, hiç fark etmez ama eninde sonunda çıkıp hakkımızı arayalım.

Adil ve hakkaniyetli günlerde görüşmek üzere..

Erhan ÖZDESTAN - GözGöz Tv

FacebookMySpaceTwitterDiggDeliciousStumbleuponGoogle BookmarksRedditNewsvineTechnoratiLinkedinMixxRSS FeedPinterest