3 PUANDAN ÇOK FAZLASI

Aktif .

 

Editörümüz Erhan Özdestan'ın "3 Puandan Çok Fazlası" başlıklı Göztepe - Altınordu Maçı yazısı 
 
Pazar akşamki mücadele ile ilgili olarak bir şeyler karalamamak hem oyunculara, hem teknik ekibe, hem de taraftarımıza büyük haksızlık olurdu.
 
Orta yaşa dayanmış taraftarlarımız Alsancak'taki 4-3 lük Sivas maçını hatırlar. Maça gelemeyen arkadaşlara bu maçı örnek verebiliriz oyunun gelişimi ve benzerliği açısından. Yakın geçmiş için ise Hatay maçının 4-1 bitmiş versiyonu diyebiliriz belki de.
 
Öncelikle taraftar ile başlayalım,
 
27 liralık fiyata, maçın stadına ve saatine rağmen beklediğimin üzerinde bir taraftar vardı tribünlerde. 3-5 istisna hariç herkes sahada verilen mücadelenin fazlası ile farkında idi. Evet futbol tabela oyunudur ancak sahadaki mücadele bu kalıbı bile değiştirecek seviyedeydi. Taraftar da bunun farkında olarak, gerekli zamanlarda gerekli tepkileri verdi, maç 1-2 ye geldiğinde bir kaç çatlak ses hariç inanmış bir kalabalık vardı tribünde.  Oyundan çıkan, giren herkes alkış aldı. İnanmışlığın karşılığını da 96. dakikanın sonundaki düdük ile hep birlikte aldık.
 
Topçulara gelecek olursak,
 
Tayfur ve Gosso hariç olumsuz olarak göze batan olmadı diyebiliriz. Gosso maç boyunca beklentilerimizi karşılayamasa da, 93. dakikada skor 2-2 iken, geriden gelip basarak topu kazanması ve bizi öne geçirecek golün başlangıcını yaratması ile tecrübesini ve kalitesini gösterdi.
 
Genel olarak tüm takımın mücadelesi çok güzel olsa da, Leo, Halil, Gökhan ve Mehmet Erdem 1 adım öne çıktılar. Özellikle Leo, en az oyunu kadar saha içi verdiği tepkileri, sevinçleri ve arkadaşlarını motive etmesi ile hepimizi fazlası ile mutlu etti. İlk golden sonra Gökhan'ı uzun süre tebrik etmesi, 2. golden sonra tüm takım sevinirken topu alıp santraya taşıması ve son golde, bu ligde benim diyen orta sahanın yapamayacağı işleri yaparak asistin asistini yapması ve ön direğe yaptığı koşu ile en azından kendi adıma uzun süre unutamayacağım bir performansa imza attı.
 
Bireysel mücadelelere ek olarak takımdaki kondisyon gücü 2. yarılar öne çıkarak fark yaratıyor. Bu Antep'te de, Atatürk'te de aynı oldu.  Rakipler nefes alamazken biz yükleniyoruz. Açıkçası 4-5 senedir bu kadar istekli ve ezen bir Göztepe görmedim.
 
Teknik ekip,
 
Okan hoca 2 haftalık kadro seçimleri, oyuncu değişiklikleri ve sıcakkanlılığı ile hazırlık maçlarında kaybettiği krediyi fazlası ile geri kazandı. Eminim bizler de dahil, tribündeki herkes Lokman değişikliğinde "ne oluyor" dedik. "Ne oluyor" diyen sadece biz değil, Altınordu savunması ve teknik heyeti idi. Onlar da ne olduğunu anlayana kadar biz maçı alıp götürmüştük.
Sadece teknik anlamda değil, gol sevinçlerine, saha içi ve dışı tepkilere, birliğe, bütünlüğe baktığımızda, başarının bir numaralı kriteri olan takım olma olgusu sanki Göztepe'mize oturmuş gibi.  1,5 aylık oyuncuların ve hocanın isyan marşı söylediği, yedeklerin kenarda aslar kadar maçı yaşadığı bir takım olmuşuz. Teknik ve idari ekibi bu açıdan tebrik etmek lazım.
 
Rakip,
 
Algoritması, "herkese 1, İzmir takımlarına 10 oyna" olan bir ekip ile oynadık. Kağıt üzerinde oluşturmaya çalıştıkları, basit bir makyajdan fazlası olmayan, iyi birey olgusunun ne kadar içi boş olduğunu geçen sene görmüştük ancak cezasının kesememiştik.
 
Pazar gecesi ise, sert oyunları, yerden kalkmamaları, oyuncularımıza davranışları ve tribünümüze tavırları ile yine gerçek yüzlerini gösterdiler ancak bu kez yaptıkları cezasız kalmadı. Hepsi olabilecek en acı şekilde yedek kulübesinin yolunu tuttular.
 
Sonuç olarak, bu çocuklar bize ligin kalanı için her maç galibiyet vaat etmedi, tabela vaadetmedi, şampiyonluk vaat etmedi. Bize, kalan her maç terlerinin son damlasına kadar savaşacaklarını, formayı sırılsıklam yapacaklarını, üzerinde Göztepe arması taşıyan formanın mağlubiyeti kabullenmeyeceğini vaat etti.
 
Sanırım bizlerin de yıllardır beklediği bundan çok da fazlası değildi. Dün maça gelen herkesin 27 lirasını bu çocuklara helal ettiğine sonuna kadar eminim.
 
Şimdi bizlerin üzerine düşen ise, bu mücadeleyi ödüllendirmek için imkanlar dahilinde, gerek kombine alarak, gerek maç maç, bu çocukları yalnız bırakmamak ve yarın öbür gün bu takım kötü oynadığında ve maç kaybettiğinde fütursuzca eleştirmeden, istifa istemeden önce Pazar akşamki mücadeleyi hatırlamak..
 
Son olarak maçın internet yayınını seslendiren Fatih Abi'nin sözleri yazıyı noktalayalım;
 
"İlahi adalet var, futbolun adaleti var"..
 
Erhan ÖZDESTAN - GözGöz Tv 
 

FacebookMySpaceTwitterDiggDeliciousStumbleuponGoogle BookmarksRedditNewsvineTechnoratiLinkedinMixxRSS FeedPinterest