TREN KAÇMADAN

Aktif .

Editörümüz Mazlum Şarkaya'nın "TREN KAÇMADAN" başlıklı yazısını mutlaka okumalısınız. 

Geçen hafta ki Denizlispor mağlubiyetinin yaralarını sarmak için çıktığımız maçta Büyükşehir Gaziantepspor ile evimizde 2-2 berabere kalarak yarayı daha çok büyüttük.  Dünkü karşılaşma tıpkı geçen hafta Denizlispor karşısında olduğu gibi geriye düşüp, oradan çevirip daha sonra kendi ellerimizle verdiğimiz bir maç oldu diyebiliriz.  Sahaya çıkan kadromuza baktığımızda ara transfer de takımımıza katılan Kobakhidze, Canberk ve Sinan gibi 3 ismin kulübede olup, Segbefia’nın milli takımda olması, Hakan Barış’ın sakatlığı ve Doğa’nın formsuzluğu yüzünden fizik olarak çok hazır olmayan Murat Akın’ın mecburen 11’de yer bulduğunu gördük.  Sadece bu maçın esame listesine bakarak bile transfer döneminde bir takım yanlışlar yaptığımızı görebiliriz. Fuchs’un acemice sebep olduğu penaltı ile erken geriye düştüğümüz karşılaşma da oyunun ikinci devresinde skoru döndürmeyi başardık derken, Tayfur’un uzatma dakikalarının sonunda ceza sahamız içinde rakibine yaptığı kontrolsüz hareket ile rakibin kazanmış olduğu penaltı vuruşu neticesinde sahadan iki puanı bırakarak ayrıldık.

Dün ile ilgili kafamızda cevabını bulamadığımız bir çok soru var, niye Emre’nin 11’de başladığını, orta sahadan adam çıkartıp oyuna niye stoper soktuğumuzu ve Gencer’i neden ön libero’ya çektiğimizi, yedek kulübesinde o bölgede oynaya bilecek Soner varken niye düşünülmediğini, şayet düşünülmüyorsa niye kadro da tutulduğunu, bu maçtan bir gün önce Eskişehirspor-Balıkesirspor karşılaşmasında Alpay Özalan’ın sırf Semih’i oyuna almak için orta saha çıkarıp 3-0’dan maçı nasıl verir duruma geldiğini gördükten sonra dün skor lehimize iken Adis oyundayken Umut’un neden girdiğini hala anlamış değiliz.  Biz o kadar çok hata yapıyoruz ki, oyun içinde grekoromen güreşten örnekler sergileyen Özgür Özkaya’ya sarı kart bile göstermeyen, ikinci devrede hiçbir duraksama olmayan karşılaşma sonuna 5 dakika ilave eden müsabakanın hakemi Özgüç Türkalp’i konuşmaya sıra gelmiyor.

Sorunu maç bazından çıkarıp daha genel olarak değerlendirmek istersek;

Ligin ilk yarısını lider bitirmiştik, bu tablonun bizi biraz yanılttığını düşünüyorum. Nedeni, içeride oynadığımız Yeni Malatya karşılaşmasından sonra takımda gözle görülür bir düşüş zaten yaşanıyordu. Arka arkaya oynadığımız Sivasspor (D), Mersin İY, Samsunspor (D) karşılaşmalarında da büyük sıkıntılar yaşamıştık.  Devre arasının takımımıza iyi geleceğini, kamp hazırlıkları ve ara transferler ile durumun toparlanacağını düşünürken ikinci yarının başlaması ile takımımızın daha çok gerilediğini gördük. Hazırlık kamplarında yükleme yiyen takımlar da ilk maçlarda ortaya çıkan fiziki yorgunluk normal karşılanabilir fakat tek sorunumuzun bu olmadığını görüyoruz.

Ara transfer döneminde hatalar yaptığımız çok açık ama problemlerimiz oyuncu transferi ile giderilebilecek kadar ufak değil, öncelikle sezon başından beri takım savunmasında belirgin zaaflarımız var. Takım olarak oyun içinde üretkenliğimiz Halil’in neler yapabileceğine, Tayfur’un top taşımasına, Adis’in bitiriciliğine bakıyor. Takım halinde organize hücum yapamadığımız gibi takım savunmamızda da inanılmaz hatalar yapıyoruz. Skoru aldığımızda oyunu tutmayı, doğru saha içi yerleşimini ve pas trafiğini yapamadığımız için aslında rakibin risk aldığı bölümlerde daha etkin kullanacağımız tipte ön oyuncularımızı doğru zamanda topla buluşturamadığımız gibi savunmamız da inanılmaz hatalar yapıp kalemizde şampiyonluğa oynayan bir ekibe yakışmayacak acemilikte goller görüyoruz.  Bu takım mücadele ediyor, istiyor, arzuluyor bunu asla eleştiremeyiz ama bu takım maçın gidişatına göre doğru oynamayı bilmiyor. İçeri de puan kaybı yaşadığımız 4 karşılaşma da (Elazığspor, Bandırmaspor, Denizlispor, Büyükşehir Gaziantepspor) öne geçip koruyamadığımız skoru bulduktan sonra koruyamayıp benzer şekilde kaybettiğimiz karşılaşmalar.

Takımımız bu ligde her rakibine hücumda organize olamadığı maçlar da dahi olmak üzere skor yapacak hücum gücüne, oyuncu kalitesine sahip. Nitekim oynadığımız 18 karşılaşma da Sivas deplasmanı hariç skor bulamadığımız maç yok.  Fakat bunun yanında özellikle son iki haftadır bu seviyeye yakışmayacak şekilde savunma problemleri yaşıyoruz.  Geçen sene Süper Lig’e yükselen Karabükspor’un attığı gol sayısı 41, yani ligde düşmekten iki puan farkla kurtulan Denizlispor ile aynı sayıda gol atıp Süper Lig’e adını yazdırmış. Her maçı yediğimizden fazlasını atarak kazanamayız. Denizli ve Büyükşehir Gaziantepspor’a karşı bulmuş olduğumuz 2’şer gol bize 6 puanı getirmek için yetmeliydi.

Devre arası transferleri bazen yarardan çok zarar getirir. Özellikle buna son yıllarda sıkça şahit olduk. Transfer yaparken önce eksiğiniz, gediğinizi iyi tespit edip ona göre hamle yapmak doğru olanıdır. Biz sol beke takılıp dururken asıl savunma sağında Fuchs’un lig başından beri dipte olan performansı dün zirve yaptı diyebiliriz. Bunun yanında Tanju’nun geçmek bilmeyen sakatlığını görmezden geldik. Ligin ilk yarısından pek forma şansı bulamayan Emre ara transferden sonra geçen hafta ligde ikinci 45’te sağ bek, hafta içi kupa maçında sağ bek, dünde sağ ön kenarda 11 başlıyorsa, burada bir planlama hatası olduğu aşikârdır.

‘’Elde ki kuş dalda ki kuştan iyidir’’ diye bir atasözü vardır. Dün niye gönderdiğimizi hala anlayamadığım Mehmet Erdem rakip takımın bütün pozisyonlarının içinde varken bizim bonservis ödeyerek aldığımız muadili Canberk kulübe de oturdu. Yani gönderdiğimiz oyuncu rakipte 11’de kendisine yer bulurken bizim yerine transfer ettiğimiz isim forma şansı bulamadı.  Murat Akın’ın tecrübesine, futbolculuğuna tek kelime edemeyiz ama fizik olarak hazır olmadığı, birkaç haftaya ihtiyacı olduğu açık. Benzer şekilde Kobakhidze’nin de kumaşının iyi olduğu, ayaklarının çabuk olduğu ama onunda fizik olarak tam hazır olmadığı için oyunun ilerleyen dakikalarında belki de mecburiyetten süre aldığını söyleyebiliriz. Toplarsak ara transfer de hatalar yaptığımız gerçek, biz bundan sonra ne yapabiliriz ona çözüm bulmalıyız.

Hep hocayı, kulübü, onu, bunu eleştirecek değiliz. Aynaya baktığımızda işin tribün kısmı saha içinden daha kötü ne yazık ki, Bu takım her sene büyük umutlar düşleyerek başladığı sezonlarda 18 yıl hedefe ulaşamadı. Buna rağmen dün 27.dakika da takım golü yedikten sonra gösterilen tepki gösterilmedi.  Tepki verildiğinde de herkes alması gerekeni aldı. Takım geri düştüğünde protesto, öne geçtiğinde destek Göztepelilik kültüründe yok.  Takım koşmaz, mücadele etmez, o formanın hakkını vermez o zaman hep birlikte tepki koyulur. Skora göre tepki vermeye kalkan herkesin gözünde çapsızlaşır.  Bunu da bu camiaya yapmaya kimsenin hakkı yok.

Doğanlar Stadı, tribünlerinin sahaya yakınlığı itibariyle takım iyi giderken tribün gücünün arkadan rüzgar yapacağı ama dünkü gibi takım geriye düştüğünde oluşan tepkilerin kendi takımımız üzerinde baskı yaratacağı bir stat. Bu takımın bu sezon birçok kez maç döndürdüğüne şahitken, maçın 27.dakikasında kalemizde golü gördükten sonra tribünün oyuncular ve kulübemiz üzerinde ki olumsuz tepkisini doğru bulmuyorum.  Takım 1-0 gerideyken tribünde söylenen ‘’LayLayLay’’ı, maç 2-1 olduktan sonra ‘’Metin’i dinleme saldır Göztepe’’ tezahüratını söyleyen tribünümüzün Şampiyonluğu ne kadar hak ettiğini hep birlikte tartışalım.  Ayrıca maç bitiminde soyunma odasının yolunu tutan kaleci Günay’a gösterilen tepki ne kadar yanlış ise, Günay’ın buna karşı gösterdiği reaksiyonda o kadar yanlıştır.

Kulüp olarak, Teknik ekip olarak, oyuncu kadrosu olarak, taraftar olarak acilen, tren kaçmadan kendimize gelelim.  Hala kaybedilmiş bir şey yok ama biz tüm bu unsurlarımız ile yüzleşip, hatalarımızdan ders alıp kenetlenmez isek ilk yarısını zirvede tamamladığımız lig geçen seneki gibi hüsranla sonlanabilir.

Mazlum ŞARKAYA - GözGöz Tv 

 

FacebookMySpaceTwitterDiggDeliciousStumbleuponGoogle BookmarksRedditNewsvineTechnoratiLinkedinMixxRSS FeedPinterest