İFTARDAN SAHURA UZANAN ŞAMPİYONLUK HİKAYESİ

Aktif .

2016-2017 eğitim ve öğretim yılının ve sezonunun sonlarına geliyorduk. Bir yandan yaz okulunun açılmasını ve sürpriz mezuniyeti kovalarken bir yandan da Göztepemiz’den şampiyonluk bekliyordum. Şampiyonluk son haftalara girilirken elden gitmişti ama nasıl mezuniyeti yaz okulundan yani son dakikadan bekliyorsam, süper lig şansımızı da son dakikalara son maçlara bırakmıştık.
 
Ve evet Erciyes Üniversitesi internet sitesinden beklediğim haber gelmişti yaz okulu açılıyordu, mezuniyet bir adım daha yaklaşmıştı. Sıra play-off finali ile açıklanacak sınav tarihlerinin çakışmamasındaydı. Mucizelerle bitecek serüven aslında en baştan işaretlerini veriyordu. Sınav programı açıklandı 3 hafta boyunca hafta içi her gün sınav vardı fakat bir gün hariç, 05.06.2017. yani 4 Haziran’daki finale rahatça gidebiliyordum. Sınavları bir bir geçerken bir kulağım da final biletlerinin çıkmasındaydı. Yoğun çabalar sonucu Batı Alt tribününden biletlerimizi aldık. Erciyes üniversitesinden iki kişi olarak otobüs biletlerimizi de alıp otobüs saatini beklemeye başladık. 3 Haziran saat 19.00 gibi Kayseri otogarından Antalya’ya giden otobüsümüz bindik ve yerimizi aldık.
 
 
Yol uzundu sabah yedi gibi Antalya’da olacaktık. Hava karardıkça yol ışıkları otobüsün içine vuruyor insanın içini garip bir duygu kaplıyordu. Çok maça gittik, çok hoplayıp zıpladık ama bu sefer farklıydı, 14 sene olmuştu. Yolun başındaki sohbet bitmiş kulaklılar takılmıştı. Bu yolculuğa özel şarkılar günler öncesinden ayarlanmıştı. Salkım salkım tan yelleri estiğinde, Mavi patiskaları yırtan gemilerinle, Uzaktan seni düşünür düşünürüm, Bekle bizi İstanbul.
 
Gözlerimizi açtığımızda Antalya’ya çok az bir yol kalmıştı. Yoldaki diğer arkadaşlarımızla haberleştik, İzmir’den gelenler ancak maç saati stada gelebilecekti. Otogarda indik, Antalya’daki arkadaşlarımızla vakit geçirmek için ayrıldık. Arkadaşlarımın evine gittiğimde fark ettim ki bu şekilde akşam olmayacaktı. Kendimi dışarı attım Antalya sokaklarında dolaşıyordum ki ayaklarım beni akşamki maçın oynanacağı, ya düğün yerimiz ya da matem evimiz olacak Antalya Stadyumu’na getirmişti. Stat çevresinde piizler mangallar çoktan başlamıştı bile. Yanımda getirdiğim stickerları yapıştırmaya başladım.YAYILDIK HER YERİ GÖZTEPE SANIP
 
 
Artık akşam olmuştu gece boyu İzmir’den kalkan otobüsler şehre ulaşmış, her yer sarı kırmızıydı. Herkes yol boyunca akşamki maçı kafasında belki bin kere oynamıştı ama sonuç hiçbirinde belli değildi. Heyecan doruktaydı, bir yandan galibiyet isteği bir yandan ne olursa olsun tribünde ezilmemek düşüncesi kafalarda turnikelerden girmeye başladık. İçeride maç başlamadan girilen besteler, heyecandan kesilen nefesler… 
 
Saat 21.30, eller havada. İlk üçlüyle beraber Antalya stadı yangın yerine döndü. Nemin, sıcaklığın, heyecanın kuruttuğu dudaklarımızdan tek bir şey çok net duyuluyordu "Göztepe sen bizim her şeyimizsin". Göz gözü görmüyordu ama yürekler birdi. İzmir’den 200 otobüsle Antalya'yı zapt etmeye gelen 14.000 kişinin haykırışını, isyanını tüm Türkiye izliyordu. Sahadaki 22 ayak bu 14.000 kişiden güç alıyordu. Bu ses o sesti. Bu ses yenilgiler, amatör kümeler, iflaslar görmüş ama yenilmemişti, yine yenilmeyecekti. Bu heyecanla hiç fark etmeden ilk yarı +17 dakikasıyla birlikte sona erdi. Devre arası biraz etrafa bakınıp İzmir'den gelen arkadaşlarımızla selamlaştık. Bir yandan da ikinci yarıyı kafamızda oynamaya devam ediyorduk. Hava çok sıcaktı, sular tuvaletten içildi ve herkes ikinci yarı için yerini aldı.
 
İkinci yarının başında Eskişehirspor golü buldu, adeta dünya başımıza yıkıldı. Herkes şok içinde birbirine bakıyor, birinin hadi demesini bekliyordu. O HAYDİ …nin gelmesiyle birlikte Göztepe tribünü yıllardır yaptığını yaptı, en kötü günde en zor anda en büyük olmayı en güçlü olmayı başardı. HAYDİ BASTIR ŞANLI GÖZTEPE
 
 
Ancak beklenen gol gelmiyordu, Eskişehirspor tribünleri süper ligi ince ince kutlamaya başladı. Dokunsan ağlayacak halde bir tribün insan, gittikçe azalan umutlar... Verilen 11 dakikalık uzatmaların içindeyiz, süreyi bilmiyoruz. Skorbordta 90.00 yazıyor. Eskişehir tribününden gelen bando sesleri duyuluyor...  Ve Adis Jahovic sahneye çıkıyor! Dumandan, sıcaktan kurumuş dudaklar "Goool " diye açılıyor. Nefesler kesilmiş, gözlerde yaş 14 bin Göztepeli birbirini kucaklıyor. Antalya'da yer yerinden oynuyor, her şey şimdi yeniden başlıyor. Geride olarak geçen 41 dakika bitmiş,  içimizdeki umut ateşi yenden yanmıştı. (41 dakika bu dünya üzerinde yaşanabilecek en kötü 41 dakika olabilir.)
 
Biz daha birbirimizi bırakmadan uzatma devreleri bitmiş, penaltılara geçilmişti. Artık nefes almıyor adeta oksijensiz solunum yapıyordu herkes. Bir yanda 14 yılın hasreti vardı bir yanda koca bir seneyi tekrar yaşamak zorunda kalmak. Yiyecek tırnak, yapılacak totem kalmamıştı. Penaltılar bir bir kullanılıyor, gözler bir açılıp bir kapanıyordu.
 
 
Sinan Özkan topun başında, artık sahaya bakabilecek çok az insan kalmıştı. Sinan topa doğru koşarken bakanların yarısı da gözünü kapatmış, stadı dinliyordu. Ve o ağızlar açıldığında Antalya "Goooool" diye inliyordu. Gözlerimi açtım, sahaya dönemeden yanımdaki arkadaşım sarılmış beraber zıplıyorduk. Nefes almayı unutan 14 bin insan hıçkırıyor, bağırmaya çalışıyor, birbirine sarılıyordu. Birçoğu ne yaptığını bilmeden yüzündeki gülümsemeyle sağa sola koşturuyor herkese sarılıyordu. Arka tarafta nefes alabilen bir grup o besteye girmişti "Göztepemiz geldi birinci lige, kâbus geri döndü üç büyüklere ..."
 
Karmaşık duygular eşliğinde stadı boşaltıp otobüslere gidiyordu herkes. Ben geceyi artık kutsal kabul ettiğimiz şehirde geçirecek, sabah Antalya'dan Kayseri’ye, sıradaki mucizeyi, mezuniyeti almaya gidecektim. İzmir'e doğru çıkan otobüsleri uğurlarken dahi yüzümüzdeki gülümsemeler silinmemişti. Tüm tantana bitip bakkala su almaya girdiğimde fark ettim ki seslerimiz de gözyaşlarımız gibi Antalya Stadyumu'nda kalmıştı.
 
 
4 Haziran akşamı başlayıp, 5 Haziran'ın ilk saatleri sona eren bu tarihi finali izleyebilmek, o gün o şehirde o havayı solumak, 14 senelik hasretin bittiği ana şahitlik etmek bu hayat da eşi benzeri olmayan bir mutluluktu. Bu güzel geceyi geride bırakalı belki bir sene oldu ama hala dün gibi heyecanını içimizde yaşıyoruz. Ve artık daha güçlü bir ses ve inançla:
 
"GÖZTEPEMİZ GELDİ SÜPER LİGE
 
KÂBUS GERİ DÖNDÜ ÜÇ BÜYÜKLERE
 
Emre Uluctan - GözGözTv
 
 

FacebookMySpaceTwitterDiggDeliciousStumbleuponGoogle BookmarksRedditNewsvineTechnoratiLinkedinMixxRSS FeedPinterest