HATALARDAN DERS ALMAMAK

Aktif .

Editörümüz Mazlum Şarkaya'nın "Hatalardan Ders Almamak" başlıklı yazısı 
 
Dün acı gerçekle yüzleştik diyebiliriz. Haftalardır kötü oynadığımız bir gerçekti. Hatta takımdaki düşüş ilk yarının ortalarına doğru başlayıp istikrarlı bir şekilde devam etti. İyi bir kadromuz ve devre arasında ufak dokunuşlarla toparlama imkanımız varken geçen sezonun devre arası transfer hamlelerini aratmayacak şekilde benzer hatalar yaptık. İkinci devrenin başlangıcı ile bu hatalar hafta hafta kendini kustu. Belki son dakikalarda yediğimiz gollerle kaybettiğimiz Büyükşehir Gaziantepspor ve Balıkesirspor karşılaşmalarını kazanabilirdik ama kazandığımız veya puan ile döndüğümüz Altınordu, Manisaspor ve Şanlıurfaspor maçlarını da kaybedebilirdik. Bu yüzden her takımın aldığı puan kadarını hak ettiğini düşünüyorum. 
 
Hafta içinde sosyal medya sayfalarımızın öncülüğünde başlayan ve taraftarımızın şehri, takımı havaya sokmak, inandırmak için çabaladığı, mesaj vermek istediği, evine işyerine bayrak astığı güzel bir kenetlenme ile geçti. 
 
Geçen hafta Manisaspor karşısında aldığımız kritik galibiyet ve bu birlikteliğin morali ile Elazığspor karşısına çıktık. Ligde sıkıntılar yaşayan ve kazanmaktan başka çaresi olmayan rakibimize karşı yanlış bir diziliş ile çıkıp işlerini kolaylaştırdığımız çok erken kendini hissettirdi. 
 
Böyle deplasmanlarda golü erken bulmak önemli, fakat oyunda dakikalar ilerledikçe şapka düştü kel göründü diyebiliriz. Maç, attığımız golden sonra bizim için tam bir kâbus 'a döndü. 
 
Zaman zaman oyunu yavaşlattığını düşündüğümüz Gosso olmadığında bu takımın sezon başından beri kırılgan bir görüntü sergileyen savunması ne hale geliyor bunu dün hep birlikte bir kez daha izledik. Gosso'nun oyundan çıktığı Bandırma maçında 45 dakikada 2, oynamadığı Sivas deplasmanın da 3, dün ilk 45 dakikada 4 olmak üzere toplam 180 dakikada 9 gol yedi bu takım. Çok kolay gol yiyen, takım savunmasında zaafları olan bizim gibi takımlarda deplasmanlar da tempo yapmaktan ziyade oyunu yavaşlatıp sete set yapmak daha önemli. Hakan Barış kontrolsüz ve saha içi parselizasyonunu çabuk kaybeden bir oyuncu, Segbefia formsuz, Murat Akın ise 8 veya 10 numara pozisyonuna daha yatkınken bunlar içinden Gosso'yu kesmek rakibe, savunmamız ile orta saha hattımız arasında geniş bir alan bıraktı. 
 
Bu ligde deplasmanlar da 1 puanlar değerli. İçeri de yapmadığımız Don Kişot’luğu deplasman da denemeye gerek yok. Adis ve Umut özellikle deplasman karşılaşmaları için birbirini tamamlayan tipte oyuncu değiller. İkisini birlikte oynatmak için Urfa'da ki son 15-20 dakika gibi oyunun rakip kaleye yıkılmış olması gerekiyor. Kenar beklerimizin rakip yarı alana geçip iki top kesmediği ortamda Gosso'yu kesip 6 numarasız ve iki 9 numara ile birlikte oynamak akla mantığa ters düşüyor. Umut-Adis birlikte oyunda iken ve işler kötü giderken yapabileceğimiz hamle devre arasında hangi futbol aklı ile transfer edildiğini hala anlayamadığımız Sinan Özkan oluyor. 
 
Hatanın neresinden dönülürse kârdır. Attığımız golden sonra yağmur gibi gelen rakip hücumlar 2-3-4-5 in habercisiyken biz bu yanlıştan dönmek için niye maçın kopmasını, 4 olmasını ve devre arasını bekledik? 
 
Bazen maçlar teknik adamların kafasında kurguladığı şekilde sahaya yansımaz işte o anlarda çabuk reaksiyon göstermek ve hatadan dönmek sizi farklı kılar.
 
Dört olduktan sonra Gosso'yu oyuna almak oyuncu gözünde sizi itibarsızlaştırır. Futbolcu kurnaz adamdır hocanın tercihlerinden, yapacağı değişikliklerden bir takım şeyleri anlar, dün maç tahtasına 11 yazıldığında birçoğu zaten maçın sonucunu kafasında kestirmiştir. 
 
Özetle ortada rakibin maç boyu kalemize attığı 12'si isabetli 20 şut, 7 korner, 5 gol var. Bu tablo şampiyonluk yarışı veren bir takımın yaşayacağı durum değil. 
 
Elazığ karşılaşması başka bir pencereden baktığımız da belki de bizim için bir fırsat. Dün tek farklı yenilgi ile dönsek çok sorun etmeyecektik ama daha ağır bir darbeyi belki de çok geç yiyecektik. Bazen insanın kendisine gelmesi için suratına sağlam bir tokat yemesi gerekir, özellikle Başkanın dün o tokatı yediğimizi farz edip reaksiyon gösterip alacağı bir takım kararlar son 11 haftada ki kaderimizi belirleyecek. 
 
Son olarak bu sene gayet başarılı performans çizen Halil kardeşimize bizden bu uyarı olsun.
 
Bak kardeşim, bu taraftar sana Göztepe'nin çocuğu Halil Akbunar diye sesleniyor. Gol atıp sevinmemeni, gece otele kadar gelip camiana küfür eden, kulübüne alaylı pankart açan güruhu bir sezon kiralık oynadın diye alkışlamanı gerektirecek bir durum yok. 
 
Mazlum ŞARKAYA - GözGöz Tv 

FacebookMySpaceTwitterDiggDeliciousStumbleuponGoogle BookmarksRedditNewsvineTechnoratiLinkedinMixxRSS FeedPinterest