OYUN KÖTÜ SONUÇ NORMAL

Aktif .

Editörümüz Mazlum ŞARKAYA'nın "Oyun Kötü,Sonuç Normal" başlıklı Göztepe - Elazığspor maçı yazısı

Elazığspor karşılaşması ile dün kapılarını ilk kez açan Doğanlar Stadyumu’na merhaba dedik. 

Öncelikle bu maça yetiştirilmesi için günlerdir yoğun çaba ve mesai harcayan herkesin emeğine sağlık. Doğanlar tercihinde son güne kadar ısrar edilmiş olması, sahanın zemini, bilet fiyatları gibi konular eleştiri konusu oldu.  Dün tribünlerin tamamı ile dolmamasının sebebi bilet fiyatları kadar son ana kadar maçın oynanacağı stadyumun belirlenmemiş olması ve düşük stat kapasitesi dolayısıyla insanların bilet bulamam endişesi ile dışarıda kalırım kaygısıydı diyebiliriz.

Bütün bu eleştiriler de sonucu alamamış olmamızın da payı büyük.  Dün kazanmış olsak bugün eleştiri konusu olan şeylerin üstü örtülüp yerine belki de sahanın tribünlere yakınlığı, rakip ve hakem üzerinde ki etkimiz konuşuluyor olacaktı. 

Elazığ takımı sezon başı transfer yapamayan ve birkaç fire dışında geçen sene ki oyuncu kadrosu ile mücadele eden bir ekip. Bu takımlar için aslında dezavantaj gibi gözükse de saha içi birlikteliği anlamında takımlara avantaj kattığı bir gerçek.  Dün de bunu net olarak gördük.  Ogün Hoca’nın iyi hazırladığı rakibimiz Gökhan Karadeniz’i Çağrı Ortakaya ile adam markajı ile savunup, alan yerleşimini iyi yapıp, önce ki haftalarda ki rakiplerimize göre biraz daha önde basarak geriden oyun kurmamızı da engelleyince bir türlü etkili olamadık.  Bunda sakatlığı sebebi ile geçen hafta oynayamayan ve tahminimce hocamızın bu hafta da riske etmek istemediği Mehmet Erdem’in olmayışının payı büyüktü.  Leo geriden oyun kurmamızda en önemli oyuncumuz, onu sol beke çektiğimizde yerine oynattığımız Lokman’ın öyle bir meziyeti olmadığı için maçın genelinde geriden uzun toplar ile çıkmaya çalıştık ve bu topların birçoğu rakipte kaldı. Burada Segbefia ile savunma arasında kısa bir hat oluşturup pas trafiğini geriden başlatması gerekirdi, fakat onun da oyunda kaldığı süre içerisinde çok kötü bir performans sergilemesi sorunu çözemedi. Böylece savunmadan hücum bölgesine ilk kez bu kadar uzun top şişirdiğimizi gördük.  Ön tarafta yine çıktığı dakikaya kadar etkili olamayan Gökhan’ı biraz daha Adis’in yanına sokup markajdan kurtarmayı da deneyebilirdik.  Gökhan’ı Çağrı’nın markajından kurtaramayışımız, Adis ve Halil’in etkisizliği üretken olmamızı etkileyen diğer sebeplerdi.  Önce ki haftalarda oyunun boyunu 50-60 metreye kadar düşüren takımımız bu maçta bunu ortaya koyamayınca Elazığ takımı kazanıp öne oynadığı topları doğru kullanacak zamanı buldu.  Bütün bunlara rağmen bulduğumuz golden sonra galip durumda ki takımın yememesi gereken cinsten bir gol yedik. İkinci devre 1 puanı cebine koymanın etkisi ile oynamaktan çok oynatmamaya çalışan, hakemin de buna seyirci kalması sebebi ile oyunu gereğinden fazla soğutan Elazığ takımı istediğini almış olarak İzmir’den ayrıldı.

Dün maç boyu pozisyona girmekte zorlandık. Gol dışında ilk yarıda ki Tayfur’un kale direğinin yanından dışarı çıkan şutu ve ikinci devre derin pasla buluşan Adis’in pozisyonu dışında rakip kalede pozisyonumuz yok. Sezon uzun bir maraton böyle sıkıntılı maçlar oynayacağız.  Maç maç gerekli dersleri çıkarıp yolumuza devam etmeliyiz.  Dün ki beraberlik ortaya koyduğumuz oyunun karşılığıydı diyebiliriz. 

Maçın hakemine gelecek olursak, Türk Futbolunun gelişmesinde ki en büyük engellerden biri maalesef hakemlerimiz.

Bak kardeşim futbolda taviz tavizi doğurur. Sen oyuncuların yerde yatmasına göz yumarsan bu alışkanlık haline gelir. Bunun önüne geçmek çok kolay, sürekli sakatlık bahanesiyle tedavi için dışarı çıkan oyuncuyu iki-üç dakika kenarda unut bakalım bir daha yatıp dışarı çıkacak mı? Tabi bunu yapmak için önce soy isminden dolayı hakem olman değil, meziyetinden dolayı hakem olman gerekir.

Tribün olarak ta özeleştiri yapmamız gerekir. 

Takım galipken taraftar, takım golü yediğinde teknik direktörcülük oynama huyumuzdan vazgeçmeliyiz.  Oyun alanındakilerin işler kötü giderken desteğe daha çok ihtiyacı var.  Tribünün işi o girsin, bu çıksın değil. Balıkesir’de, Manisa’da, Atatürk’te tribün ne kadar kötü ise dün de o kadar kötüydü.  Bu stadyum da takımımızı değil rakibi baskı altına almalıyız.

ÖZETLE ÖZÜMÜZE DÖNMELİYİZ

Mazlum ŞARKAYA - GözGöz Tv

FacebookMySpaceTwitterDiggDeliciousStumbleuponGoogle BookmarksRedditNewsvineTechnoratiLinkedinMixxRSS FeedPinterest