HALİL AKBUNAR:”O GOLÜ NASIL ATACAĞIMIZI KONUŞMUŞTUK”

3120514a37eb437abe59b0cab595c5c6_t

Göztepe’nin Gürsel Aksel Stadı’nda Beşiktaş’la oynanan açılış maçının golünü atarak tarihe geçen 27 yaşındaki oyuncu, o golü atacağının içine doğduğunu, hatta golün atılış şeklini bile maçtan bir gün önce Serdar Gürler’le konuştuğunu anlatıyor. U20 Dünya Kupası’nda ay-yıldızlı formayı giyen, bir dönem futboldan kopma noktasına gelen tecrübeli forvet, kariyer hikâyesini TamSaha ile paylaştı.

9 Kasım 1993 İzmir, Konak doğumlusun. Aileni tanıyabilir miyiz? Baban, annen, varsa kardeşlerin neler yapıyorlar? Bize biraz onları anlatır mısın?

Ailemiz beş kişiden oluşuyor. Annem, babam ve üç kardeşiz. İkiz ablalarım var. Ailenin en küçüğü benim. Ablamların biri hemşire, diğeri ev hanımı.

Ailende senden başka sporla uğraşan birileri var mı? Ya da sen ailende birilerini spora yönlendiriyor musun? Ayrıca eğitim hayatın ne durumda?

Ailemde benden başka kimse sporla ilgilenmiyor. Ablalarım benden büyükler zaten ve evlendiler. Eğitimimi liseden sonra noktaladım. Üniversite hayatım olmadı hiç.

Sendeki futbol yeteneğini ilk kim keşfetti ve seni bir kulübün kapısından içeri soktu? Filiz lisansının ilk olarak Balçova İdman Yurdu’nda çıktığını görüyoruz.

Bendeki ilk yeteneği Saffet Hocam keşfetmişti Balçova İdman Yurdu’ndayken… Sonra inişli çıkışlı zamanlarımda Saim Hocam olsun, Hüseyin Hocam olsun, rahmetli İbrahim Hocam olsun, bana çok destek verdiler.

Antalya’da olgunlaştım

2006 yılından 2010 yılına kadar Balçova İdman Yurdu’nda forma giymişsin. Orada nasıl bir altyapı eğitimi aldın ve amatör olarak nasıl oldu da Antalyaspor altyapısına transfer oldun?

Evet, o yıllarda Balçova İdman Yurdu’nda forma giydim. Bildiğiniz gibi amatörde çok fazla bir eğitim olmuyor. Kendi imkânlarınızla çalışıyorsunuz. Hocalarımız da ellerinden geldiği kadar çalıştırmaya gayret ettiler bizi. Antalya dönemim ise çok zor oldu. İlk kez ailemden ayrılmıştım ve benim için gerçekten çok zor bir dönemdi. Tesislerde kaldım… Ailemden uzakta zorluklar yaşadım ama bu beni olgunlaştırdı. Aslında bir yerlere getirdi diyebilirim. İyi ki de ailemden uzaklaşmış ve futbola daha iyi sarılmışım. Çünkü orada kendi başına halletmen gereken işler oluyordu. Okulum devam ediyordu. Sabah uyanıyor ve okula gidiyordum. İnsanın ailesiyle bir arada olması her zaman rahatlık sağlıyor ama onlardan uzakta olmak da ister istemez olgunlaşmayı hızlandırıyor.

Futbolu bırakacaktım

Bir yıl sonra yeniden İzmir’e dönüyor ve Göztepe’ye transfer oluyorsun. Bu transfer nasıl gerçekleşti ve memleketinde her şey nasıl başladı?

İzmir’e dönüşümde aslında amacım futbolu bırakmaktı. O amaçla dönmüştüm. Biraz bonservis sıkıntılarım olmuştu Antalyaspor’la. O zamanlarda Serdar Sabuncu Hocam aramış ve “Göztepe’ye gel. Burada çok iyi bir yapılanma var. Başkanın çok güzel hedefleri var” demişti. Ben de, “Hocam ben tekrar futbol hakkında umutlanmak istemiyorum. Okula odaklanacağım. Dershaneye gidip eğitim hayatıma odaklanacağım” demiştim. O da bana cevaben, “Oğlum sen gel buraya. Hiçbir şey kaybetmezsin. 4-5 ay denersin. Ben senin çok yetenekli olduğunu biliyorum” demişti. Sağ olsun Saffet Hocam da çok destek verdi. Şu anda bu düzeydeyim. Hepsine tekrar çok teşekkür ediyorum. Beni tekrar Türk futboluna kazandırdılar.

Seninle birlikte futbola başlayan birçok arkadaşın bugün futbolcu olamadı ama sen başardın. O arkadaşlarına göre neleri farklı yaptın da bugünlere gelebildin?

Dediğiniz gibi çok arkadaşımla başladım. Bazıları olamadı. Benden çok daha yetenekli arkadaşlarım vardı. Ben biraz daha hırslıydım diyebilirim. Çünkü hiçbir zaman pes etmedim. Çok inişli-çıkışlı zamanlarım oldu. Tabiî bu süreçte ailem beni her zaman çok destekledi. Her konuda yanımda oldular. Bugünlere annem-babam sayesinde geldim. Futbolda dediğim gibi benden çok daha yetenekli oyuncular vardı ama ben hırsımla ön plana çıktım ve hiçbir zaman pes etmedim.

A millî formayı da istiyorum

2011-2012 sezonundan itibaren Göztepe’de profesyonel oluyorsun ve takımda forma giymeye başlıyorsun. İstikrarlı bir yapın var. U20 FIFA Dünya Kupası’nda da forma giyiyorsun. O günleri nasıl anlatırsın? Genç yaşta U20 Dünya Kupası’nda oynamak kariyerine neler kattı? Nasıl bir deneyimdi?

Evet, U20 FIFA Dünya Kupası’nda oynadım. Benim için anlatılamaz bir mutluluktu böyle bir turnuvada forma giymek. Çok güzel geçti benim için. Çok iyi arkadaşlıklar edindim orada. Tabiî ki Millî Takım formasını giymek çok büyük bir gururdu benim için. U20’de forma giydim, inşallah A Millî Takım formasını da giymek, o tecrübeyi de yaşamak istiyorum.

İstikrarlı futbolun 2014-2015 sezonunda sürüyor ve Göztepe 2. Lig Kırmızı Grup’ta şampiyonluğa ulaşıp 1. Lig’e yükseliyor. O sezon nasıl geçti? Şampiyonluk süreci nasıldı bize anlatır mısın?

Evet, çok güzel bir sezondu. İyi giden günlerimiz oldu; kötü günler de oldu. Göztepe her zaman istikrardan yana olan bir camia… İnişli günlerde çok zorlandık. Ama ligin sonunda şampiyonluğa ulaştık ve performansımızı taçlandırdık. Göztepe’de şampiyonluk yaşamak gerçekten anlatılmaz, yaşanır. O coşkuyu, o taraftarlarla buluşmayı anlatamam… Takım adına herkes birliktelik içindeydi. O zamanki ağabeylerim ve kardeşlerim birleştik, hepimiz bir karakter koyduk ortaya. Karakter sonucunda da takımımızı şampiyon yaptık ve Göztepe’mizi 1. Lig’e çıkardık.

Elazığ’da yeniden doğdum

Takım 1. Lig’e çıkıyor ama sen takımdan ayrılıyor ve kiralık olarak Elazığspor’a gidiyorsun. Bu süreci bize anlatır mısın?

Takım şampiyon olduktan sonra beni kiralık göndermek istediler. O sezon da biraz hatalarım vardı. Olgunlaşmam gerekiyordu aslında. Bunun için de Elazığspor’a gittim. Elazığspor’a gitmem benim için ‘Halil’in yeniden doğuşu’ oldu. Elazığ’da çok güzel zaman geçirdim. Sanki 10 yıldır oradaymışım gibi karşıladılar ve bana sahip çıktılar. Futbol görüşüm tamamen değişti. Bunun için de Elazığspor’a çok teşekkür ediyorum. Bana çok güzel günler yaşattılar. Her zaman oradaymışım gibi sahip çıktılar. İyi ki de gitmişim. O zaman gitmemi isteyen Metin Diyadin Hocamdı. Ona da teşekkür ediyorum. Bunu öngörmüş ki beni gönderdi. Bu da benim futboluma çok iyi yansıdı. Aslında gerçek hayatı gördüm. Tozpembe bir hayattan, gerçek hayatın içine girdim ve gerçekleri gördüm. Çok mutluyum Elazığspor’a gittiğim için…

Bir sezon sonra yuvana tekrar geri dönüyorsun ve o tarihten bugüne kadar da Göztepe formasını terletiyorsun. Sayılarına baktığımız zaman her sene gerçekten çok istikrarlısın. Dönüş sürecini ve Süper Lig’e yükselmenizi nasıl yorumlarsın?

Evet, dediğiniz gibi yuvama tekrar dönüş sağladım. Döndüğümde çok iyi bir takım kurmuşlardı ve ben de bu takıma dâhil oldum. Çok güzel performanslar sergiledik. Son 12 hafta kala performansımız düşmüştü. Direkt çıkmak isterken play-off’a kaldık. Play-off’ta da çok iyi bir karakter sergiledik ve şampiyon olduk. Çok güzel geçti bizim için şampiyonluk. Ama o sezon çok zor süreçler atlattık. En basiti Mersin maçını söyleyebilirim. 4-0 öne geçip, maçı 6-5 bitirdik. Yani o zorlu süreç sonunda şampiyon olduk ve bizim için de çok güzel bir şey oldu.

2017-2018 sezonuyla birlikte kariyerinde ilk kez Süper Lig seviyesine çıkıyorsun. Üç sezondur da bu ligdesin. Bize Süper Lig’in farklarını anlatır mısın?

Evet, dediğiniz gibi üç sezondur Süper Lig’de oynuyorum. İlk çıktığımızda futbol oynadığımı zannediyordum ama çok fazla eksiğim olduğunu gördüm. Bunun yanında da hocalarımın desteği oldu. Futbolu nasıl doğru oynayacağımı gösterdiler. Futbolun aslında basit bir oyun olduğunu gösterdiler. Diğer liglere bakarsak Süper Lig’de futbol aslında daha kolay. Çünkü yanındaki oyuncular daha bilgili. Bir pozisyon değil de üç pozisyon ileriyi görerek hareket ediyorsun. Bunun için bana gerçekten çok destek olan hocalarıma çok teşekkür ediyorum. Tabiî ki bu süreçte de eksiklerim var ama bunları da tamamlayacağımı düşünüyorum.

Gürsel Aksel’de şampiyonluklar yaşayacağız

Göztepe Gürsel Aksel Stadı’nın inşaatının başlamasından itibaren bütün gelişimine tanıklık ettim ve açılışına kadar Göztepe takımının başkanından en alttaki personeline kadar tutkusuna defalarca şahit oldum. Taraftar da özlemle bu stadı bekliyordu ve sevgililer kavuştu diyebiliriz. Yeni stadınız hakkında neler söylersin?

Gerçekten çok güzel bir stada kavuştuk. Çok uzun bir zaman sonra stadımız oldu. Şöyle diyebilirim; bence Türkiye’nin en iyi statlarından bir tanesi oldu. Zaten gelip de görenlerin hepsi aynı şeyi söylediler; “Çok güzel bir stadınız var” dediler. Göztepe’nin aslında çok önceden böyle bir stadı olması lâzımdı. Bu süreçte yeni stadımızda çok az maç oynayabildik. İnşallah Gürsel Aksel’de şampiyonluklar yaşayacağımıza inanıyorum.

26 Ocak 2020 tarihinde o büyük gün geldi ve Beşiktaş maçına çıktınız. Büyük bir taraftar desteği altında maçı 2-1 kazandınız ve sen adını Göztepe tarihine yazdırdın. Gürsel Aksel Stadı’ndaki ilk resmi golü 25. dakikada Beşiktaş ağlarına sen bıraktın. 26 Ocak 2020’ye geri döndüğümüzde o günü bize başından sonuna, attığın gole kadar nasıl anlatırsın?

Aslında attığım golü değil de size maçtan bir gün öncesini anlatayım… Maçtan bir gün önce bir anda içime gol atacağım hissi doğdu. Gol atacağıma dair acayip yoğunlaşmıştım. Maç yemeğinde falan hiç kimse ile konuşmuyordum. Merdivenlerden çıkarken Serdar Gürler’le sohbetimiz oldu. Serdar bana, “Kanki bugün ilk golü inşallah sen atarsın. Ama asisti de ben yapayım. Bak kaleciyle karşı karşıya kalacağım ama topu sana çıkartacağım” dedi. Serdar’a, “Sakın yapma. Bak kaçırırım falan… Kral olayım derken rezil olmayayım” dedim. Aramızda çok gülüştük. Aramızda böyle bir esprili konuşma oldu. Maç geldi çattı ve bunu aynen yaşadık. Maçın duygusunu nasıl anlatayım… O golü anlatınca statta büyülenmiş gibiydim. İlk olarak aklıma çocuğum geldi. Zaten hemen çocuğuma koştum. Çok heyecanlıydım. Yıllar boyunca bu stadın ilk golünü atan olarak benim ismimin duyulacak olması çok büyük bir gurur kaynağı. İlk golü attığım için çok onurluyum ve mutluyum. Maçı 2-1 kazandık. Golden ziyade bizim için 3 puan çok önemliydi. Ve bu bize daha çok umut verdi. Bunun için de çok mutluyum.

Kaliteli yabancılar gelmeli

Ligimizde ağırlıklı olarak yabancı oyuncular forma giyiyor Sen istikrarla oynayan az sayıdaki yerli oyunculardan birisin. Bu durum hakkında ne düşünüyorsun? Yerli-yabancı oyuncu rekabetini nasıl yorumluyorsun?

Evet, sadece bizim takımımız değil, Süper Lig’de tüm takımlarda ağırlıkla yabancılar oynatılıyor. Yabancı oyuncuya karşı değilim. Aslında nasıl karşı değilim? İyi yabancılar geldiği sürece ligimiz daha kaliteli olacak. Biz yerli oyuncular arasından daha iyi oyuncular çıkartabiliriz. Ama her önüne geleni getirirsek Türkiye’ye; genç oyuncuların önü kapanıyor. Yabancıya karşı değilim ama iyi yabancılar gelmesinden yanayım.

Göztepe çok köklü bir tarihe ve dönemin 1. Ligi’nde önemli başarılara sahip. Kulübün o günlere geri dönmesi, İzmir futbolunu yeniden ayağa kaldırması mümkün mü? Altyapınızda gelecek vadeden bir jenerasyon mevcut mu?

Göztepe’nin çok köklü bir tarihi var. Taraftarlarımızın baskısı da zaten bu yüzden. Çünkü taraftarlarımız geçmişteki büyük başarıların tekrarlanmasını istiyor. Bence kulübün o günlere geri dönmesi tabiî ki de mümkün. Gelecek yıllarda Göztepe’yi sadece Türkiye değil; Avrupa da tekrar duyacak. Taraftarlarımız bizi destekleyecek. Genç jenerasyondan gelen çok iyi oyuncularımız var. İnşallah şans buldukça onlar da kendilerini gösterecek.

Teknik direktör İlhan Palut çok genç ve başarılı bir teknik adam. Göztepe’den önce Hatayspor’u çalıştırdı ve bu sezon 10. haftadan itibaren size geldi. Kendisiyle nasıl bir ilişkin var? Bize İlhan Palut’u nasıl anlatırsın?

İlhan Hocamızla hocalık dışında ağabey-kardeş ilişkimiz var. Gerçekten çok iyi ve yetenekli bir insan. Bizlerle ilişkisi çok iyi. Bize kendi oyun bilgilerini katmaya çalışıyor. Genellikle topun takımında kalmasını isteyen bir oyun anlayışı var. İkili ilişkileri de çok iyi İlhan Hocanın… Biz de çok mutluyuz kendisiyle çalıştığımız için. Türkiye futbolunda İlhan Hocanın adı çok daha fazla duyulacaktır. Buna can-ı gönülden inanıyorum.

Çocuklarla Barbi oynadım

Korona günlerin nasıl geçti? Neler yaptın? Hobiler edindin mi?

Korona günlerim aslında evde çocuklarla geçti. Çocuklarımızla Barbi oynadık. İki kızım var. Hobi olarak bahçemde çim kesmeyi öğrendim. Bir köpeğim var. Onunla çok fazla vakit geçirdim. Güzel geçti. Sıkıntılı olduğumuz günler de oldu. Dışarı çıkamadık. Korkularımız oldu tabiî. Gözle göremediğimiz bir şey olduğu için her an bulaşabilir korkusu yaşadık. Sonuçta markete gidip geliyorduk. Kendimizden çok çocuklarımıza bulaşacak diye çok korktuk. Aile büyüklerimizin yaşları var. Babam bypass ameliyatı geçirdi; onun için çok tedirgindim. Virüsün gelmesiyle bazı şeylerden de ders çıkarmış olduk. Hayatta her an her şey olabilir. Eve kapalı bir hayat yaşamadığımız için evde nasıl yaşamamız gerektiğini öğrendik. İnşallah dünyanın başından bu bela gittiği zaman çok güzel günler yaşayacağımızı düşünüyorum. Herkes umarım ders çıkarmıştır.

Millî Takım kariyerine baktığımızda bugüne dek U19 ve U20’de 13 kez ay-yıldızlı formayı taşıdığını görüyoruz. 27 yaşında bir oyuncu olarak A Millî Takım hakkındaki düşüncelerin nedir?

Evet, A Millî Takım’da gerçekten ben de oynamak istiyorum. Hayalim çünkü o ay-yıldızlı formayı bir kez de olsa giymek… A Millî Takım’da çok kaliteli bir jenerasyon var. Çok iyi performans sergiliyorlar. Önümüzdeki maçlar için hepsine çok başarı diliyorum.

Bir yıl ertelenen Avrupa Şampiyonası hakkındaki görüşlerin nedir?

İnşallah ben de orada olmak istiyorum. Orada olabilmek için çok çalışacağım. Bu turnuvada çok iyi bir başarı yakalayacağımızı düşünüyorum. Çünkü çok iyi bir jenerasyona sahibimiz. Çok kaliteli oyuncular var. Buradan hepsine tekrar başarılar diliyorum.

Avrupa’da Göztepe formasıyla oynamak istiyorum

Göztepe ile 31 Mayıs 2022 yılına kadar sözleşmen var. Kendine nasıl bir kariyer planı yaptın? 2022 yılından sonrası için ne düşünüyorsun?

Aslında futbolu Göztepe’de bırakmak istiyorum. İnşallah kulübün böyle bir düşüncesi varsa benim düşüncem de bu yönde… Evet, Avrupa’da oynamayı çok istiyorum. Ama Avrupa’da, Göztepe forması ile oynamak istiyorum. İnşallah bu hayalimi de gerçekleştireceğime inanıyorum.

Kendine örnek aldığın futbolcu ya da futbolcular kimler?

Yeteneklerim o kadar yok ama Ronaldo’yu çok seviyorum. Gerçekten çok özverili çalışıyor. Sosyal medyadan takip ediyoruz neler yaptığını. Onu örnek alıyorum. Ama yetenek olarak onun çok altındayız…

Ligimizde en çok beğendiğin oyuncu ya da oyuncular hangileri? Seni en çok zorlayan oyuncular hangileri?

Beni en çok zorlayan oyuncu Alanyaspor’un sol beki Fabrice N’Sakala idi… Gerçekten çok iyi bir sol bek. Bir de Başakşehir’in sol beki Gael Clichy var, o da çok iyi bir oyuncu ve karşısında gerçekten çok zorlandım.

İzmir’de nasıl bir hayatın var? Boş zamanlarında neler yaparsın?

İzmir’de aslında çok hareketli bir hayatım yok. Boş zamanlarımda çocuklarıma ve aileme vakit ayırıyorum. Ailece haftada bir kez yemeğe çıkıyoruz. Zaten çok fazla boş vaktim yok. Olanı da direkt çocuklarıma ayırıyorum.

Bizim unuttuğumuz; senin eklemek istediğin bir şey var mı?

Buradan herkese selam yolluyorum. Bana futbolumda, başlangıcımdan bu yana yardımcı olan bütün hocalarıma, bütün ağabeylerime gerçekten çok teşekkür ediyorum. İsmini unuttuklarım da lütfen kusuruma bakmasınlar. Hepsini çok seviyorum. Bana kattıkları her şey için çok minnettarım.

Haber Kaynak: TamSaha / Rasim Artagan