‘HATANIN EN BÜYÜĞÜ, HATALI OLDUĞUNU BİLİP DE ONU DÜZELTMENİN ÇARESİNE BAŞVURMAMAKTADIR.’

gozgoztv-haber-gorseli

Geçen sezon son haftanın bitiş düdüğüne kadar ölüp ölüp dirildiğimiz anlar çok uzak değil, hala gözümüzün önünde, aklımızın bir köşesinde tazecik yerini koruyor.

Savunma anlamında zaaflarımız olsa da, bulunduğumuz konumu tayin eden şey takımın ofansif yönden üretememesiydi. Servis isteyen Santrafor’u maç içinde üç kez doğru noktada topla buluşturamayan yapı, ofansif katkı koyamayan bekler, asist özellikleri ve set oyununa yatkın olmayan benzer tip ön kenar oyuncuları, hem savunma hem hücum yönü bozuk orta saha kurgusu yaşadığımız sıkıntıların başlıca sebepleriydi.

Bu sezona birbirini tamamlamayan oyunculardan kurulu takım iskeletinin büyük bölümünü koruyarak başladık. Büyük bölümü korunan kadronun şeklini değiştirmek için kalan mevkilere seçilecek oyuncuların özellikleri takımın öne gidebilmesi için en belirleyici noktaydı.

Geçen sezon maç içinde üç kere topla buluşturamadığımız, gerekli servisleri yapamadığımız ve herkesçe günah keçisi ilan edilen Jerome dururken yine benzer tip oyuncu olan Eren’i transfer ettik. Bu noktada hücum oyuncularının çeşitliliğini sağlayamadık. Bu tip oyuncularla oynayacaksanız; ya ön kenar oyuncularınızın özellikleri set ve asist oyununa yatkın olacak, ya kenar bekleriniz gidip kesebilen özelliklerde olacak veya on numara pozisyonunda akan oyunda ve duran toplarda bu oyunculara servisler yaratacak oyuncunuz olacak. Bunların hiçbiri bizim elimizde bulunan oyuncularda yoktu.

Jerome ve Eren tipinde oyuncularla oynayacaksanız arka tarafı ona göre şekillendireceksiniz. Eren transferinden sonra haliyle gözler ofansif orta saha ve sol bek transferine çevrildi.
Evet Leo bizim biraderimizdi ama şu an ihtiyacımızı giderecek olan özelliklere sahip bir sol bek değildi. Sağ kanadı Gassama ile işlemeyen takımın diğer kanadına iyi niyetiyle tüm kapasitesini ortaya koyacak olan ama şu an için bizim işimizi çözemeyecek Leo’yu koyduk.

Servis özellikleri olmayan ve topla kendileri kat etmeye çalışan Yasin, Serdar, Halil gibi ön kenar oyuncularından kurulu pozisyona transfer yapmayı tercih etmedik.

Elimizde bu tabloyu değiştirecek tek nokta olan 10 numara pozisyonuna yapılacak transfer kaldı. Biz bu transferi yapmayı da düşünmedik.

Bütün bunları üst üste koyduğumuzda servis isteyen ama alamayan santraforlar, ofansif katkısı olmayan bekler, benzer tip ön kenar oyuncuları, bozuk orta saha kurgusu ile sezonun ilk maçına çıktık.

Geçen sezon düşen üç rakibine 14 puan verip bu takımlarla oynadığı 6 karşılaşmada sadece 1 gol bulabilmiş takımın ofansif ihtiyacına etki edecek tek olumlu parça ekleyemedik. Özetle skor krizine girip 5/6 hafta gol atamamış takımın 11’ine üç transfer yapmışız ve bunlardan ikisi savunmacı, bir tanesi elimizdeki Jerome ile benzer tipte oyuncu olan Eren.

Hal böyle olunca ne ortaya konan oyun, ne alınan skor, ne de mücadeleyi sadece 1 isabetli şut ile bitirmiş olmamız asla sürpriz değil. Bu takımın üretemediğini, üretemeyeceğini görmek için illa maç oynamasını beklemek gerekmiyordu. Rahmetli Ergun Kantarcı hocanın ‘pırasa verdiler musakka istiyorlar’ diye bir lafı vardı. Tamer hocam musakka yapmak için pırasa istiyorsan eğer önce sen, sonra hepimiz aç kalırız. Yok ben patlıcan istedim ama pırasa verdiler diyorsan buna da sen razı olma!

Rakibimiz Antalyaspor geçen sezona göre özellikle hücum oyuncuları bakımından güç kaybetmiş. Mevlüt, Doukara, Drole gibi hücumcularını kaybedip geçen sezon alt yapı takımlarında mücadele eden Mukairu’yu 11’de oynatmak zorunda kalan rakip, oyun planına sadık kalarak kapasitesi ölçüsünde elinden geleni yaptı. Hazır olmayan Aatıf ve geçen sezon rotasyonda kullanılan Serdar’ın dün neler yaptıklarını oyuncularımız da bizim gibi hep birlikte izledi.

Bitmek bilmeyen transfer yanlışlarımıza rağmen toparlanmak için hala zaman var. Bazı mağlubiyetler hayırlıdır. Dünkü sonucun en azından bizim adımıza öyle olmasını temenni ediyoruz. Dün mental ve fiziki açıdan hiç iyi gözükmeyen takımın acilen toparlanması gerekiyor.

Müsabaka ile ilgili birkaç notu da eklemeden geçmeyelim;
Maçın başında Göztepe tribünlerinin söylediği İsyan Marşı’nı büyük sessizlikle ve saygıyla dinleyen Antalyaspor taraftarı da gerçekten büyük bir alkışı haketti.

Oynadığımız oyun kadar hatta oyundan daha kötü bir yönetim sergileyen müsabakanın hakemi Zorbay Küçük sezonun ilk maçı için soyadı gibi ‘küçük’ kaldı.

Hakem hatalarından daha üzücü olan bir durum ise maçın 29. dakikasında Diego’nun attığı golde Titi’nin ceza sahası içinde yerde kalmasına rağmen kendisinin dahil kimsenin pozisyona herhangi bir itirazının olmayıp durumu kabullenişiydi, belki bir bakıma ruh eksikliğiydi…

Mazlum Şarkaya – GözGöz Tv