Kombine ve Bilet Politikası Hakkında Çağrımızdır

ebf17b65-efd3-44a3-9cff-5e83d2cbf322

Yıllardır büyük özlemini çektiğimiz, kavuşmak için adeta günleri saydığımız Göztepe Gürsel Aksel Stadyumu inşaatında artık sona gelindi. Camia olarak heyecanımız gün geçtikçe artmakla beraber geçmiş sezonlarda bir türlü sağlıklı fiyat politikası belirleyemediğimiz kombine konusunda kulübümüzün yeni statta nasıl bir fiyat politikası uygulayacağına dair hepimiz merak içindeyiz.

Göztepe sevgisinin, sportif açıdan başarısız olduğumuz yıllarda dahi katlanarak artış göstermesinde ve genç nüfusa bu kadar çok sirayet etmesinde o yıllarda semt semt, okul okul dolaşılıp öğrencilere dağıtılan biletlerin önemi büyüktür. Göztepe tribününün büyük çoğunluğunu öğrenci kardeşlerimiz, orta gelir grubuna sahip arkadaşlarımız ve emekli abilerimiz oluşturmaktadır. Büyüyen futbol ekonomisi bir kulübe gönül vermiş insanların bu tutkusunu ticarete dönüştürmüştür. Günümüzde dillere pelesenk olan endüstriyel futbol kavramını kendimize göre oyunun ve izleyenlerin seyir zevklerinin ticari amaçlara dönüşmesi şeklinde de tanımlayabiliriz. Zamanla her alana yayılan ticari beklentiler kulüplerin tribün profillerini büyük ölçüde değiştirmiştir. Özellikle ekonomik kaygıların daha çok yaşandığı İstanbul kulüpleri tribünlerinin büyük kısmı kabuk değiştirmiş, lokomotif gücü olan tribünler toplama kalabalıklara; takımlarına bağlı insanların bıraktığı koltuklar, akıllı telefonlarına ve çiğdem poşetine bağlı kalabalıklara evrilmiştir. Kulüplerin ekonomik açıdan kendi ayakları üzerinde kalması ve sportif açıdan rekabet edebilmesi için gelir kalemlerini arttırması, yeni gelir kapıları açması olmazsa olmazdır. Bu Göztepe’miz için de gereklidir. Bunu yaparken, özellikle kombine konusunda fiyat belirlerken taraftarımızın demografik ve ekonomik yapısını, şehrin sosyo ekonomik seviyesini, kulübümüzün kombine bilet konusunda önceki yıllarda yaşadığı kötü tecrübeleri gözden geçirip karar vermesi en doğruya ulaşmak için herkese ışık tutacaktır. Bu sebeple, maça gidecek babayı ekonomik şartlardan ötürü çocuğunu evde bırakacak duruma düşürmeyelim. Bu şehrin sokaklarında büyüyen çocukları bu aşk ile tanıştırmak, en ufak bir kötü gidişatta yerini boş bırakacak birine kombine satmaktan daha değerlidir. Taraflı tarafsız herkesin hayranlık duyduğu bu tribünü, kombinesini alıp sezonda sadece üç malum takımla olan maçlara gelip, kış ayazında sevgilisi ile evinde film izlemeyi maça gelmekten daha cazip bulan insanlarla doldurmayalım. Yıllarca köy, kasaba demeden takımının peşinden gitmiş, her türlü cefayı çekmiş, en kötü günde Göztepe’sini başka keyiflere tercih etmeyip acı çekmekten yılmamış bu taraftarın hakkını daha üç yıl öncesine kadar bu kulübün önünden geçmemiş olanlara yedirtmeyin.

Özellikle Maraton ve Kale Arkası tribünleri; topçusuna tribünde torba ile para toplayanların, 2 Eylül’de isyan edenlerin, koridorlarda joplananların, Akhisar’da gol sevinci ile telleri yıkanların, Pazar’da tribünden düşenlerin, iç saha maçı için Sakarya-Manisa-Bursa yollarına düşenlerin, bu sancağı düşürmeyenlerindir. Doğanlar Stadı’nda tribünümüzün kalbini oluşturan Maraton tribünündeki kitleyi yüksek kombine fiyatları sebebiyle kale arkasındaki tribünlere yöneltmek, yeni stadımızdaki Maraton tribününü kültürümüzle bağdaşmayan yeni profillere emanet etmek tribün gücümüze zarar verecektir.

“Sezon başı yüksek bir meblağ ile kombine alarak işler iyi giderken stadı doldurup bol bol story atan, işler kötü giderken pas hatası yapan oyuncusuna homurdanan, küfür eden, istediği olmayınca passolig yakan ne idüğü belirsiz bir kalabalık” mı istiyorsunuz yoksa “Sezon başı cüzi bir meblağ ile kombine alıp stadı dolduran, ne olursa olsun destek veren, sesi kısık evine dönen, yenilsek bile bağrına basıp önümüzdeki maç için moral veren, sezon başı toplanan parayı, sezon içinde oyun alanına etki edip takımına kazandıracağı puanlar ile kazanım payından telafi ettiren gerçek taraftar” mı?

Karar sizin…