SEN ÇOK YAŞA…

60fce7a8-7a5d-48f9-9b89-04084fa080c3

İsyan ile başlayan efsanenin ilk isyankarları; Nebil – Vedat Çobanoğlu kardeşlere, Muzaffer Koral’a, Ferit Simsaroğlu’na, Necati Bey’e, Nusret Bey’e, Cevat Bey’e, Muammer Akar’a, Ahmet Serimoğlu’na, Kenan Bey’e, Nüzhet Bandak’a…

İlk kongrede Fahri Başkanlığa seçilen Vali Kazım Dirik’ten, Fehmi Simsaroğlu’na, Turan Dirik’ten , Mühendis Aziz Bey’e, Mustafa Bey’e, Murtaza Bey’e, Öğretmen Şerif Bey’den , Alaattin Bey’e, Adil Burgaz’a, Ahmet Özgirgin’e, Orhan Salepçioğlu’na…

Soyadını kulübümüzün isminden alan Fuat Göztepe’den, Hakkı Olaç’a, Filibeli ve Süvari ailelerine, Zeki Çırpıcı’dan Tacettin Hiçyılmaz’a, Fevzi Şaşal’dan, Özdemir Arnas’a, Mustafa Cücen’den, ‘Göztepe’ye verdiğinizi Göztepe size misli ile geri verir’ diyen Bülent Özkul’a…

Yaşamı boyunca her Göztepeli için büyük gurur kaynağı olan, ülkenin neresine giderseniz gidin insanların hala unutmadan ezbere sayabildiği efsane takımın mimarı, hocaların hocası Adnan Süvari’ye , Moskova panteri Ali Artuner ‘e, Çağlayan Derebaşı’na, Mehmet Işıkal’a, Hüseyin Yazıcı’ya, Mehmet Aydın’a, Ertan Öznur’a, Nihat Yayöz’e, Ceyhan Yazar’a, Ali İhsan Okçuoğlu’na, Cenap Öztezer’e, Özer Yurteri’ye, John Nielsen’e, Fevzi Zemzem’e, Nevzat Güzelırmak’a, Halil Kiraz’a, ‘Biz bugüne kadar Göztepe’de formamıza hiç ihanet etmedik, ettirmedik. Sizlere şerefli bir forma bıraktık’ diyerek bu camia için ölümsüz bir iz bırakan, kısacık hayatını dolu dolu bu kulübe harcayan Koca Kaptan Gürsel Aksel’e, bütün bu yetenekleri bir araya toplayan Abbas Çamayar’a (Göçmen)…

Fuji Mehmet’e, Doğan’a, Köylü İrfan’a, ilk ve son İmparator Sadullah’a, Sarı Adnan’a, Maradona Hüsnü’ye, Rahmetli Atalay’a bu Şanlı arma için ter dökmüş, hakkını vermiş tüm sporcularımıza…

Sana ses olmuş nefes olmuş Arnavut İsmet’ten, Başbakan İsmail’e, ‘Göztepe olmasa dağlar da yaşardık’ diyen Ayı Zafer’den, güzel Göz Göz’lüm Nizam Dayı’ya ve tüm ölümsüz Göztepelilere…

Senin için isyan edene, trenden inene, göz yaşı dökene, sırf sen yalnız kalma diye mesafe gözetmeden peşine düşene, pankart boyayana, beste yapana, elinden tuttuğu bir çocuğu seninle tanıştırana, çok bağırana, çok sevene, ceza yatana, cebinden gönlünden verene, adını duyduğunda gözü parıldayana, seninle sevinip seninle üzülene, işinden, eşinden, aşkından olana, bu hayat mücadelesinde senin derdini kendi derdinin önüne koyana…

Bizi bu aşk ile omuzlarında tanıştıran babamıza, amcamıza, dayımıza…
Göztepe için yeri gelip kalbini kırdığımız, deplasman dönüşlerinde gözüne uyku girmeden yolumuzu gözleyen anamıza,
Fikstürü buzdolabına asıp hafta sonlarını yalnız geçiren Göztepe mağlup diye hafta boyu kan kusturduğumuz eşimize,
Maç var diye ektiğimiz sevdiğimize,
Bu sancağı elden ele destanlaştırıp yere düşürmeden bugünlere getiren ismini hatırladığım hatırlamadığım kim varsa, biz sizden razıyız Allah’da hepinizden razı olsun. Göztepe için hayatımızda olan kimi üzdüysek, kimi kırdıysak, kimi ihmal ettiysek bu onları önemsemediğimizden değil, Göztepe’mizi çok sevdiğimizdendir.

İnsan, hayatı boyunca yaşadığı her olumsuzlukta, kendini içinde bulduğu her kötü durumda bir çok şey için binlerce kez pişmanlık hissi yaşar. Senin peşine düşenin pişman olanı, keşke diyeni olmaz. Sen, her acıda daha çok bağlanılan, en karanlık günde umut büyütülensin, sen yalnız kalma diye peşine düşenlerin her kilometre taşısın, bazen içine içine akıttığı gizli göz yaşısın, buz kesmiş dinlenme tesislerinde otobüslerin buğulu camlarına soğuktan titreyen ellerle adı yazılansın, koca koca adamları tel örgülere tırmandırıp telaş ettirensin, sen sebepsiz yere hayallere daldıran, düşler kurduransın, sen dillerden düşmeyen bestelere ilham verensin, sen bu şehrin sokaklarını bize anlamlı kılan, sen çocukların umudu, gençlerin inadı, yaşı büyüklerin gururlu anılarısın, sen en mutlu anlarımızın sahibi, bizi sevdalara düşürensin, sen ışıldayan mazisi ile Şanlı Göztepe’sin…

Göztepe sana ne veriyor? diye soranlara asla tarif edemeyeceğimiz duyguları bize sık sık yaşattığın için, verdiğin kan bağı olmayan kardeşler için, sayende kurulan ölmeyen dostluklar için, yolunda bölüşülen ekmekler, peşinde geçen ömürler, uğruna çekilen cefalar, senin için edilen kavgalar sana anaların ak sütü gibi helal olsun. Ciğerden kısılan seslerin her hecesi sana binlerce kez feda olsun.

İyi ki doğdun ilk aşkım, çocukluğum, gençliğim, ömrüm iyi ki doğdun zorlu sevdam…

Mazlum Şarkaya
GözGözTv